2017 Yılının Enleri Güncel Haberler Magazin Manşet Röportajlar Umut Kaşan Yerel Haberler Yılın Enleri

Röportaj Ergun Korkmaz

MAVİ DİDİM GAZETESİ

İMTİYAZ SAHİBİ

ERGUN KORKMAZ

1962 Kocaeli – Gölcük doğumlu. Meslek hayatına 1975 yılında kocaeli Gölcük’te bir gazetenin matbaa bölümünde başlayan Ergun Korkmaz’ın 90 yılında Didim’e yerleşerek matbaa açması ile başlamış  Didim’deki Meslek serüveni.

Bugün Didim Gazeteciler Cemiyeti başkanlığını da yapan Kormaz Filiz Korkmaz ile evli 2 çocuk babası eşi ile birlikte çalışıyorlar.

‘’90’lı yıllar gazetelerin reklam ve içerikleri ne zaman bitti sayfaları ne zaman doldu o zaman çıkıyorlardı. Çıkış günleri yoktu. Didim’in ilk günlük gazetesidir Mavi Didim Gazetesi ‘ diyor. Günlük düzenli başka yayın olmadığı için o yıllarda yayın hayatına  başlayan Mavi Didim 22 Ocak 1997 yılında günlük düzenli yayına geçmiş. Didim’de çıkan 3. gazeteyim. Günümüzde olduğu gibi açılıp kapanan gazeteler o zaman da vardı. Hatırlayabildiğim düzenli yayın yapan Paragraf gazetesi vardı Muhterem Yıldız’ın gazetesi vardı ismini sık sık değiştirirdi hatırlayamadım ( gülüyor ) bir de biz başladık. 23 yılı geride bırakmış Mavi Didim Gazetesi.  Gazete bugün en az 5 kişiye istihdam yaratan düzenli günlük yayın yapan ve Didim’de statüye uygun, Basın İlan Kurumu’na Bağlı ilgiyle takip edilen günlük yerel gazetelerden.

Bugün Didim’de düzenli günlük yayın yapan iki gazete var. Mavi Didim Gazetesi ve Özgürses Gazetesi. ’97 yılında günlük yayın hayatına geçmeden önce tam bir hafta kendi kendime gazete çıkardım, acaba yapabilecek miyim? yetiştirebilecek miyim ? denemek ve emin olmak istedim, kendimi de test ettim baktım oluyor o zaman düzenli günlük yayına geçtik’ diyor. ‘ Bildiğiniz gibi Didim’in ilk gazetes hatırladığım kadarı ile  Mehmet Soysalan’ın öncülüğünü yaptığı İmece Gazetesidir. Mavi Didim Gazetesi de Didim’de düzenli yayını başlatan ilk gazetedir. ‘ diyor  Ergun Korkmaz.

‘Didim daha küçücük o yıllarda, haber yok, etkinlik yok, internet yok. Üç kişide internet vardı bir bilgisayarcıda bir bende bir de belediyede vardı.  Günlük gazeteler için en büyük sorun içeriktir. O yıllarda çok zordu gazeteyi doldurmak. Diyelim ki internete bir şeye bakmak lazım enter tuşuna bas git çay demle ilk bardağını içerken belki aradığın sonuca ulaşabilirsin. O kadar ağırdı internet.  Şimdi tüm içeriğimiz kendimize ait iletişim kanalları daha güçlü daha hızlı içerik üretmek eskiden olduğu gibi sıkıntılı değil. Mavi Didim kopyala yapıştır haberciliği yapmaz, kendi muhabirleri sahadadır kendi haberini yapar kullanır hatta artık bazen yeterli bile gelmiyor sayfalarımız. En eski gazetelerden olunca Didimli de da sağ olsun her konuda seslerini çıkarmak için önce bize ulaşırlar.’

Para kazanmak için mi idealist hedeflerle mi başladınız gazeteciliğe? Elbette idealist yaklaşımlarla başladım. Gazetecilik bugün bile para kazandırmıyor ki bu meslek gerçekten para kazanmak için yapılacak son mesleklerden birisi olabilir. Gazetecilik bugünlerde emeklilik günlerinde hobi olarak cep telefonundan yapılır oldu. Tek gazete olmamıza rağmen  ilanlar eskisi gibi değil. Altyapınızın olması ve türlü türlü yeterliliklerinizin olması gerekiyor.

 

Mesleğinizi yaparken kendinize yol gösterici kabul ettiğiniz, hatta kendinize rol model aldığınız bir üstadınız oldu mu?  Öyle şu şu kişileri örnek aldım diyemem ama işini iyi yapan herkesten etkilenmişizdir. Her gün yaptığımız gazetenin bir sonraki gün daha iyi olmasına gayret ediyoruz. Gerekli seminerlere,  kurs ya da eğitim programlarının hepsine katılırız.

 

Düzenli takip ettiğiniz gazete ve de köşe yazarı var mıdır? kimdir?  İşin aslı kendi gazetemize yazan tüm yazarları mecburen de olsa düzenli olarak okuyorum. Bunun dışında Yılmaz Özdil’in tarzını seviyorum ve düzenli  olarak okumaya çalışıyorum.

 

Günümüzde basın ve medya sektörü üzerine neler söylemek istersiniz?  Yaklaşık bir hafta kadar önce Marmaris’de e yapılan yerel basın çalıştayı vardı. Orada bir deklarasyona imza attık.

_ Evet Ergun Bey biz de dergimizde Anadolu Medya Buluşması ‘ Yerel Medya Çalıştayı ‘nı konu olarak işledik.

Basın sayısı için çok da isabetli olmuş. Sıkıntılarımız elbette var. Çalıştayı haberleştirdiyseniz bir daha tekrarlamayalım. Çünkü söylenecek her şeyi  biz orada da konuştuk dile getirdik çözüm arayışlarında bulunduk. Aydın’dan 6 kişi gittik. Oldukça verimli geçtiğine inanıyorum.

Sosyal medyayı düzenli ve aktif kullanır mısınız? Tercih ettiğiniz sosyal platform nedir ? Sosyal medya haberciliği üzerine neler söylemek istersiniz?

Doğrusu sosyal medyadan çok internet haberlerini takip ediyorum. Bana göre sosyal medyada daha çok dedikodu var. Facebook hesabım var ama aktif kullanıcı değilim. Facebook bence insanın vaktini enerjisini de sömürüyor.

 

Bir konuda bir fikir beyanında bulunuyorsun ya da bir konuyu bir durumu bir olayı bir kişiyi eleştiriyorsun hemen altında hakarete varan cahilce bilip bilmeden yorum yapan fanatikler oluyor. Cevap versen bir dert ki anlamayacak zaten anlasa zaten o üslupta yazmaz, cevap vermesen korktu sustu oluyor o da başka dert.  En güzeli kendi köşe yazılarımda yazmak istediğimi yazar, eleştirmek istediğimi de eleştiririm, Sosyal Medya haberciliğini  yazılı medya haberciliği kadar ciddiye almıyorum.

Sosyal medya haberciliği teknolojinin kaçınılmaz bir gerçeği oldu. Haberciler olay yerine gidene kadar oradaki vatandaş olayı fotoğraflayıp paylaşmış oluyor. Tabi bence burada önemli olan durum şudur. Olayı sadece duyurmak ya da paylaşmak mı o olaya haber değeri yüklemek mi? Oysa dergide ya da gazetede ya da TV’de bir haber yaparsanız  yapılan bu haber ilgili kişilerce ciddiye alınır ve konu gündeme taşınır ve haberi oluşturan şartlar da değişebilir. Çünkü kaynak gösterilirsin sorumluluk alırsın. Bizim haberlerimiz ile ilgili bize kaynak sorabilirler bize dava açabilirler hatta bunun resmi beyanı ilgili prosedürü vardır. Sorumluluk olduğu için editöryal bir bakış açısı ile tarafsız olmaya gayret ederiz. Ama bir yerde yazmıyorsun sadece Facebookda paylaştın yayınladın eee sonrası yok. Aynı konu aynı haber, bir bakıyorsun biri başka şey yazmış bir diğeri onun tam tersini. Facebookda da haber yaparsın çok takipçin arkadaşın olur ama bu seni gazeteci haberci yapmaz. Eline akıllı telefon alan etkinliklerde olaylarda haberci gibi muhabir gibi gazeteci gibi koşturuyor ama üzülüyorum onlara ciddiye alınmıyorlar bir yandan da gazetecilik mesleğinin itibarına zarar veriyorlar. Elindeki telefon kadar aklı olmayanlar kendini gazeteci görebiliyor.  Gazetecilik bu kadar lakayıt oldu. Olmamalı bu mesleğin bir itibarı bir sorumluluğu var.

Sansür engeline takılan yapamadığınız özel bir haber oldu mu?  Aslında yapılması gereken her haberi yaptık Allaha şükür de başımız mahkemelerden kurtulmuyor. Hatta bu sebeple tehditler aldığımız da oldu taşlandığımızda oldu diyebilirim. Ya etliye sütlüye karışır işini olması gerektiği gibi yapar okunursun ya karışmaz öyle aralarda mutlu mesut gazetecilik yaparsın ama unutulmasın ki gazeteciliğin doğasında eleştiri vardır tabii bu tercih meselesi… Sansür günümüz gerçeği ama bu sorun hep vardı onu da kabullenmek gerekiyor. Mesela en son Akyeniköy’ün dağlarına çıktık gasp etmişler oraları resimlerini çektik, dağın tepesi jandarma yok polis yok. Köye indik sonra Toki’ye kadar da takip edildik. Yaptığımız haberler yüzünden tehdid aldığımız çok oldu. Seçim dönemleri gergin olur herkes sinirli olur, mesela bir siyasi ile kapıştık bugün siyasette değil garsonluk yapıyor ( Gülüyor ), arabamın lastikleri parçalandı ofisin önünden pis pis bakarak geçen tipler mi ararsın küfürlü tehdit telefonları mı? Bizi sansürlemeye çalışanlar çok oldu diyebilirim.

( Gülüyor ) Biz de habercilik neyi gerektiriyorsa onu yaptık.

Yaptığınız en özel haber neydi?  Çok özel haber haptık ama, geçmiş Belediye Başkanlarından Mümin Kamacı döneminde ‘Belediye Battı’ diye manşetten bir haber yapmıştık. Yaptığımız en özel haberlerden birisi o olabilir. Çok okundu çok tıklandı meclis gündeminde bile Mavi Didim Gazetesi referans gösterilip konu oldu.

 

Basın emekçilerinin en büyük problemleri nelerdir? Bu işte patron olmak mı daha zor muhabir olmak mı?   Yahu ikisi de zor ama düzenli ödeme yap, sorumluluk al maliyetler çok yüksek patron olmak daha zor, şartlar çok zorlayıcı. Çalıştayda tüm sorunlara değindik altına imza attığımız bir deklarasyon yayınlandı.  Bildiğiniz gibi Didim’de iki cemiyet var. Ben Didim Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak ayrıca söylemek isterim ki biz Gazeteciler Cemiyeti olarak bu mesleği yapan arkadaşlarımızı kendi içimizde desteklemek, diyelim kaza yaptı, hasta oldu, başına bir iş gelir böyle insanlık hallerinde onların yanında olmak adına kurduk. Hangi cemiyette olursa olsun yine bir meslektaşımız zorda olsun gereğini yaparız ama şimdi ben kayıtlıyım, vergimi veriyorum, yaptığım habere karşı sorumluluklarım var eline her makine alan, hobi maksatlı bu işi yapanlar da ben gazeteciyim dememeli… Cemiyetler de bu konuda hassasiyet göstermeliler.